Esrar onun takma adıydı… Arkasında esrarlı bir miras bıraktı…

Atatürk’ün doğumundan tam dört yıl sonra 1884 yılında Üsküp’te doğdu. İstanbul aşığı olarak bilindi, tanındı. Tam 17 müthiş eser ile İstanbul aşkı dile getirdi. Çok sevdiği annesinin ince hastalık yani veremden ölmesinden sonra, babasının ikinci kez evlenmesini kabul edemedi. Babası ile vedalaşıp Üsküp’e gitti ama bir zaman sonra Selanik’e dönüş yaptı. “Esrar” takma adı ile şiirler yazdı.

Ve; “Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi, müşkül şudur ki, ölmeden evvel ölür kişi.” Demişti…  1958 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesinde, kaybettiğimiz Cumhuriyet döneminin en önemli yazarlarından Yahya Kemal Beyatlı. Üstat sadece Yazar kimliği ile tanınmıyordu. O aynı zaman da diplomat, politikacı, şair ve çevirmendir. 1922 yılında yapılan bir toplantıda Mustafa Kemal Atatürk’e Fahri doktorluk unvanı verilmesini de o teklif etmiştir.

Ölümü sonrası yaşanan şok ise uzun süre konuşuldu. Çünkü o, “sessiz gemi” adlı eserinde dediği gibi, Meçhule Giden bir gemiye bindiğinde arkasında döneme göre şaşırtıcı bir miras bırakmıştı. İşte bu konuya değinen yazar Necati Güngör durumu şu satırlarla anlatıyor.

“Yahya Kemal 1 Kasım 1958'de yaşama veda ettiğinde arkasında bıraktığı mira oldukça şaşkınlık verici idi.  mirasçılarına, hatırı sayılır miktarda para bırakmıştı. Mirasçıların huzurunda açılan kasasından 150.000 Türk Lirası dışında, 26.000 TL değerinde döviz çıkmıştı.”

YAHYA KEMAL KAÇ YERDEN AYLIK ALIYORDU?

Ünlü yazar bunca birikimi ne emekli aylığıyla biriktirmiş, ne de kalemiyle kazanmıştı. O, yazın işlerinin dışında birçok işle uğraşıyor, bazı kurumlardan danışmanlık ücreti alıyordu. İşte Üstadın üstlendiği görevler, CHP Estetik Müşavirliği, Milli Reasürans İdare Meclisi üyeliği, Türk Turing Otomobil Kurumu Denetçiliği, Yapı Kredi Bankası Edebi Müşavirliği, 1000 lira maaşla Merkez Bankası çevirmenliği, tüm bunların yanı sıra bir de emekli büyükelçi maaşı da vardı. Çünkü Yahya Kemal Beyatlı, 1947 yılında bağımsızlığını ilan eden Pakistan’a büyükelçi olarak atanmıştı. Yazar 1949 yılında yaşı gereği bu görevinden emekli olmuş ve yurda dönmüştü.

Ya diğer işleri olmasaydı;

Kırk Kuşağı'nın üvey evlatları olarak nitelendirilen birçok yazarın ve şairin başına gelmeyen kalmadı. Kimisi ömrünü işsiz, parasız, yasaklı, geçirdi. Bazıları ise cezaevlerinde, sürgünlerde yaşadı ve öldü. İşte bu nedenle kıyaslama yapıldığında,  Yahya Kemal Beyatlı’nın mirasçılarına bıraktığı yüklü miras şaşkınlık yarattı.